Blog

Şirketlerin Mezarlığı: Stok

Çok değer verdiğim ülkemizin önde gelen perakende şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı; “stoklar şirketlerin mezarlığıdır” derdi. Kimi sektörlerde stok altın kadar kıymetli iken, hazır giyim perakendesinde nasıl oluyor da stok mezarlık ile nitelendirilebiliniyor. Mezarlıklar hayat ötesine açılan bir durak olması itibari ile hafife alamayacağımız, gizemli ve sevdiklerimizi bağrında saklayan bir yönünün olmasının yanında, hayata bakan yüzü ile çürümüş, işlevselliğini kaybetmiş, artık işe yaramaz cesedlerin hurdalığıdır. Belki de bu benzetmede sözün sahibi bu ikinci yüzünü nazara vermektedir.

Büyük emeklerle, hayallerle, yüzlerce kişinin alın teri ile tasarımdan müşteriye ulaşana kadar onlarca süreçten, aylarca farklı merhalelerden geçen ürünler, bir gün gelir de mezarlığa düşer, ana rahminden, çocukluktan, gençlikten ve ihtiyarlıktan geçip kabrin bağrına düşen insan gibi. İnsan kabrine dünyadan emanet aldığı cesedini ve tüm ömrü boyunca iyisiyle kötüsüyle yaptıklarının içinde en ince detayına kadar saklandığı kitabıyla girer. Ürünler modası geçince, eskiyince, artık işe yaramaz olunca stok mezarlığına düşerler. Ve ürünlerinde tıpkı insanlar gibi ömürlerinin her anının kaydedildiği kitapları vardır. Kim tasarladı, ne zaman tasarlandı, tasarım boyunca başından neler geçti, hangi onaylara tabi oldu, ne zaman showrooma çıktı, kaç kişi gördü, görenler beğendimi, ne kadar sipariş yazıldı, siparişler nerelere yerleştirildi, üretim süreci nasıl başladı, hangi onay süreçlerinden geçti, ne kadar üretildi, ne zaman ne kadar depoya teslim edildi, hangi mağazalara ne zaman ne kadar sevk edildi, hangi mağazada ne zaman ne kadar hangi ürünlerle birlikte satıldı, kimlere satıldı, kimler baktı, kimler beğendi… bu sorulara devam etsek herhalde birkaç sayfa daha sadece soruları yazmak için kullanırız. Sistemlerimizde bu soruların bir kısmının cevabı ürünlerin amel defteri gibi kayıt altına alınıyor her daim.

Mezarlıkların iki yüzü var. Stok mezarlıklarının da…Hangi yüzüne bakarsak bakalım, ibret alacağımız, ders çıkartacağımız derin konular var. Gelin ilk yüzüne bakalım önce. Cesetlerin sandığı; eskimiş ürünlerin hurdalığı olma yüzüne. Diğer yüzünü başka bir yazıya saklayalım, hayat ötesine açılan durak olması hasebiyle beraberinde taşıdığı kitabın okunduğu yüzünü.

Basitten başlayalım sorgulamamıza. Stoklarımızın ne kadarı yeni sezon, ne kadarı ise artık hurda olmuş, veya olmaya namzet eski sezon. Herhalde birçok perakedenci bu sorunun cevabını biliyor, takip edebilecek raporlama sistemlerine sahiptir. Ve büyük bir ihtimalle bu stoklardan kurtulmak için organizasyonda farklı refleksler geliştirmiştir. Outlet mağazaların sayısını bu hurdalığı eritecek kadar arttırmış, stoktan toptan satış stratejileri geliştirmiş, farklı e-ticaret sitelerinde yüksek indirimli kampanyalarla stok eritme işbirlikleri kurmuştur.

Peki biraz daha derinleşelim sorgulamamızda. Yeni sezon ürünlerimizin ne kadarı sezon sonunda elimizde kalacak. Yani bugün yeni sezon olarak gördüğümüz stoklarımızın ne kadarı aslında yaşayan ölülerimiz. Bu sorunun cevabını bilebilmek için, çok iyi bir satış tahminine, satış projeksiyonuna, en azından güncel bir bütçeye ihtiyacımız var. Bütçeyi sezon başında bir kere yapıp kenara koyanlar acaba bu yaşayan ölülerin farkında olabilirler mi dersiniz. Yoksa hedefledikleri satış cirolarını bu ruhunu kaybetmiş ürünlerden bekleye mi duruyorlar.
Yaşayan ölülerinin farkına varanların ilk refleksi bir tabib refkleksi olacaktır. Yaşayan ölüleri nasıl diriltelim, sezon sonu gelmeden nasıl satışa kazandıralım. Ne tür kampanyalar ile yaşayan ölüleri hareketlendirelim olacaktır.

Bir adım daha derine inersek, sorgulamamız; en az hurda bırakacak, yaşayan ölüler popülasyonunu minimumda tutacak şekilde bir planlama, bir satın alma nasıl yaparız ve nasıl bu planı hayata geçiririz, satın almamızı nasıl disiplin altına alırız olacaktır. İşte bu nokta ‘Merchandise Planlama’ya bir pencere açıldığı andır. Doğru bir satış planı, ve bununla entegreli alım planı ve OTB yönetimi ile bunu kontrol altına alabiliriz. Doğru bir satış planı tek başına yetmez aslında, yaşayan bir satış planı daha doğru olacaktır. Değişen piyasa koşullarına bağlı olarak hızlı bir şekilde önümüzde ki dönemlerde nasıl bir satış stratejisi geliştirmemiz gerektiğini yönetebileceğimiz esnek, çevik ve mükemmel olmasa bile doğru bir planımız olmalı. Yaşayan satış planına bağlı olarak yaşayan bir alım planına da sahip olmalıyız. Stokta ki ürünler, geçilmiş siparişler, yaşayan satış planına bağlı olarak sürekli süzgeçlerden geçirilmeli ve dinamik bir OTB planımız olmalı.

Mezarlıkları severiz, sevdiklerimizi bağrında sakladığı için. Fakat sevdiklerimizi vermek istemeyiz bağrına. Büyük emeklerle ortaya çıkardığımız, ciddi kaynaklar harcadığımız ürünlerimizi vermeyelim stok mezarlıklarına. Daha doğrusu emeğimizi, kaynaklarımızı stok mezarlıklarına gömülecek ürünlere harcamayalım.